Yeni Sayı

Cilt 3 Sayı 2 (2017): Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
Sayıyı Gör

Editörden

Yeni ve dinamik bir dergi ile karşınızda olmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Kıbrıs’ın İlahiyat sahasındaki ilk akademik dergisi olan Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (YDUİLAF) kendisine, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın muhtelif coğrafyalarında üretilen bilimsel bilgi birikimini ilgilenenlere ulaştırmayı hedef olarak seçmiş olmakla birlikte asıl amacı Kıbrıs’ta üretilen ilmi çalışmaları dünyayla paylaşmaktır. Zira Kıbrıs, İslam ve Müslümanlarla on beş asır önce yani Hz. Peygamberin vefatından kısa bir süre sonra, Emeviler döneminde tanışmıştır. Bu dönemde kucağını ilk Müslümanlar olan ashaba açan Kıbrıs, hala bağrında bu yiğit kitleden bazı zevatı ağırlamaya devam etmenin haklı gururunu yaşamaktadır. Müslümanlarla tanışmasından itibaren İslam medeniyetine kendi mütevazi birikimiyle katkı sağlamaya çalışan Kıbrıs, özellikle Harun er-Reşid döneminde, Bağdat’tan buraya gönderilen zevata teslim ettiği kitaplar aracılığıyla sahip olduğu bilimsel birikimi o günün özgür dünyasıyla paylaşmaktan çekinmemiştir. Beytu’l-Hikme’ye konan, hatta bir kısmı tercüme edilen bu eserlerin İslam felsefesi, tıp ve farmakolojinin gelişimine katkı sağladığı izahtan vareste bir konudur. Kıbrıs daha sonraki dönemlerde de birikimini bilim dünyası ile paylaşmayı seçmiştir. Nitekim Osmanlı döneminde özellikle yetiştirdiği, “Kıbrisî” nisbeli mütebahhir bilgeleriyle duruşunu muhafaza etmiştir. Kıbrıs, Osmanlı sonrasında İlahiyat sahasında üretilen bilimsel bilgi noktasında biraz durgunluk yaşamış olsa da bağımsızlığını elde ettikten sonra bu sahada hak ettiği noktaya doğru hızla ilerlemektedir.

Bu gün giderek bir eğitim adası haline gelmekte olan Kıbrıs, dünyanın değişik ülkelerinden gelen binlerce öğrenciye ev sahipliği yapmakta ve bunları eğiterek dünyanın daha iyi yarınlara hazırlanmasına katkı sağlamaktadır. Kuşkusuz bu öğrencilerin içerisinde İlahiyat talebeleri de vardır. Bu gün tamamı Türkiye ve Kıbrıs’tan olsa da yakın zamanda bu öğrencilerin arasında başta İslam ülkeleri olmak üzere değişik ülkelerden gelecek olan öğrenciler de yer alacaktır. Aynı şey hocaları için de geçerlidir. Nitekim yakın gelecekte dünyanın değişik ülkelerinden birçok hocanın bu ilim ve irfan yuvasında çalışacak, bir taraftan öğrenci yetiştirirken, diğer taraftan da sahih dinî bilginin üretilmesine katkı sağlayacaktır.

İşte bu hedefinden dolayı dergimiz, sadece bugünün İlahiyat Fakültesinin eğitim dili olan Türkçe ile yazılan makaleleri değil aynı zamanda yakın gelecekte değişik ülkelerden fakültemize gelecek hoca ve öğrenciler tarafından da tekellüm edilecek olan dillerde de makale kabul etmeyi bir perspektif olarak benimsemiştir. Bu vesileyle ilk sayısından itibaren Türkçe’nin yanı sıra Arapça, İngilizce ve özellikle Afrika ülkelerinin birçoğunun resmi dili olan Fransızca yazılar da kabul edilmiş ve neşredilmeye başlanmıştır.

Yılda iki sayı olarak çıkmayı hedefleyen dergimiz Türkiye’de bilimsel bilgi üreten kurumların üst şemsiyesi olan YÖK tarafından belirlenen kıstaslara uygun olarak çıkmayı düşünmektedir. Bu nedenle de ilk sayısından itibaren TÜBİTAK-ULAKBİM tarafından benimsenen teknik ve ilmi kriterleri esas almıştır. Nitekim dergiye gelen –gezi notları, sempozyum, konferans ve panel değerlendirmeleri, kitap ve makale tanıtım, tahlil ve tenkitleri dışındaki- akademik çalışmaların tamamının iki hakemin onayı alınmadan yayınlanmamasına karar vermiştir. YDUİLAF kısa süre içerisinde başta Türkiye’deki ULAKBİM olmak üzere uluslararası indeksler tarafından taranan bir yayına dönüşmeyi amaçlamaktadır.

Dergimizin bu sayısında ikisi İngilizce biri Fransızca ve diğerleri Türkçe olmak üzere sekiz makale ile bir adet gezi notlarıyla süslenmiş sempozyum değerlendirme yazısı yer almaktadır. Bu makalelerden ilki Hakan OLGUN tarafından yazılmıştır. Amerika’da yaşayan marjinal Hristiyan bir grup olan Mormonlar hakkında yazılan bu yazı, T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi taranarak var olan belgeler değerlendirilmek suretiyle yazılmış, sahasındaki ilk çalışmalardan biridir. İkinci makale Yakın Doğu İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden İbrahim ÇAPAK’a aittir. Bu makalede iki bilim adamının “insan-ı kamil” hakkındaki düşüncüleri karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bunlardan ilki Meta b. Yunus’un talebesi, Beytu’l-Hikme mütercimlerinden, Irak’ın Tikrit vilayetine mensup Süryanî kökenli felsefeci Yahya b. Adiy; ikincisi ise İsmailiye mezhebine mensup, İran kökenli felsefeci Nasıruddin et-Tusî’dir. ÇAPAK’ın bu makalesi bireylerin tarihlerinden yalıtık olarak hadiselere bakamadıklarını yani yaşadıkları tarihin içinden meselelere yaklaştıklarını ortaya koyması açısından önem arzetmektedir. Zaten YDÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Mehmet Mahfuz SÖYLEMEZ’e ait bir sonraki makalede de benzer sonuca ulaşılmıştır. Nitekim Hanefî Mezhebinin kurucusu olan Ebu Hanife’yi anlatan SÖYLEMEZ’in makalesi, Kûfe ve Ebû Hanife üzerinden “mekan” ile “insan” arasındaki ilişkiyi incelemektedir. O da, Ebu Hanife üzerinden, bir önceki makalede olduğu gibi her bireyin aslında yaşadığı çağın ve kentin çocuğu (İbnü’l-vakt) olduğunu, oradan izler taşıdığını ortaya koymuştur. Bir sonraki makale ise dinler tarihçisi Pakistanlı Osman ALİ tarafından yazılmış olup Pakistan’daki «Katas Tağınağı » ile ilgilidir. Tarihi bir yapı olan bu tapınak, sadece Türk okuyucusu tarafından değil, dünyada az tanınan dini mabetlerden biridir. Dolayısıyla makale bu alanla ilgili önemli bir boşluğu dolduracaktır. Dergideki beşinci makale Halil İbrahim BULUT tarafından yazılmış olup « Semavi Dinlerin Ortak Ahlak İlkeleri Ya da Evrensel Değerler » başlığını taşımaktadır. Bu makale Semavi dinlerin öz itibariyle aynı menşeli olduğunu ve ortak ilkeler çerçevesinde bir dünya inşa etmeyi hedeflediklerini göstermektedir. Yedinci makale ise, İdris SÖYLEMEZ tarafından yazılan « Seyfullah Nizamoğlu divanında Ehl-i Beyt Sevgisi » başlığını taşımakta olup adındından da anlaşıldığı üzere söz konusu divandan hareketle Seyfullah Nizamoğlu’nun Ehl-i Beyt muhipliğini konu edinmektedir. Mustafa HİZMETLİ’ye ait olan sekizinci makale, ilk dönem kaynaklarından hareketle Hz. Ali ve Muaviye arasındaki yazışmaları incelemektedir. Derginin son makalesi ise Joseph-Gabriel Baudouin’e aittir. Yazar bu makalesinde Fransızca, İngilizce ve Türkçe’deki « te’nis ve tezkir » mevzuunu söz konusu üç dil temelinde mukayeseli olarak incelemektedir.

Bu vesileyle elinizdeki bu derginin size ulaşmasında desteğini gördüğümüz başta sayın Kurucu Rektörümüz Dr. Suat İ. GÜNSEL, Rektörümüz Prof. Dr. Ümit HASSAN ; Rektör yardımcımız Prof. Dr. Şenol BEKTAŞ dekanımız Prof. Dr. İbrahim ÇAPAK olmak üzere emeği geçen her kese şükranlarımı sunarken bir sonraki sayıda buluşmak üzere diyorum…

Prof. Dr. Mehmet MAHFUZ SÖYLEMEZ